Çanakkale’de, Âkif’in “Âsım’ın Nesli” adını verdiği gencecik vatan evlatlarının kanlarıyla yazdıkları muhteşem destanı, Gelibolu’dan binlerce kilometre uzakta ama adeta şehitlerin ruhlarıyla birer birer görüşerek tabii mürekkeple ve ama gözyaşlarıyla da ak kâğıdın damarlarına enfes bir sülüs kitabe gibi kazımış bulunuyor Millî Şairimiz.
Zafersiz Kahraman: İnönü
“Askerlik hayatında komutan olarak hiçbir savaşı kazanamamış olan İsmet İnönü tarih kitaplarımızda yere göğe sığdırılamazken, girdiği bütün savaşları kazanmış olan Kâzım Karabekir nedense birkaç satırla geçiştirilir. O adeta yok hükmündedir.” Bir ara Ülke TV’de Sıradışı Tarih programını beraber yaptığımız Turgay Güler’in bir programdaki sorusuna yukarıdaki cevabı verince “Vayyy, kahraman Paşamız İnönü’nün savaşlarındaki dehasını inkâr etmek […]
Sultan Abdülhamid’i Tahttan Nasıl İndirmişlerdi?
Öylesine kuşatılmıştır ki etrafı, bırakın kendisine kahve ikramını, aç biilaç vaziyetteki çoluk çocuğuna ekmek, bebeklere mama bile bulamamaktadır. 33 sene eteğinin bir ucu Adriyatik’te, öbürü Basra Körfezi’nde serili bir imparatorluğu kurtlara yem etmemek için gece gündüz demeden çırpınmış olan Sultan Abdülhamid şimdi kendi evladı gözüyle baktığı asker kılıklı eşkıya sürüsü tarafından sanki düşman bir devletin başı imiş gibi muhasara ve tazyik edilmektedir.
19 Mayıs Neden Gençlik ve Spor Bayramı Olarak Kutlanıyor?
23 Nisan’ı Mustafa Kemal’in çocuklara armağan ettiği de ideolojik bir köpürtme ve gözboyamacılıktan başka bir şey değildir.
Üstelik bu bayram, kısa bir süre sonra amacından sapmış, başlangıçta İstiklal Harbi şehit ve gazi yetimlerinin yararına Himaye-yi Etfal Cemiyeti tarafından düzenlenen bir kutlama iken (güzel elbise giydirilerek yetimlerin sevindirilmesi amaçlanmıştı) kısa sürede çocuklar üzerinden büyüklerin servet ve makamlarını ilan etme yarışına dönüşmüştür.
Lozan ve Sonrasında Yunanistan’a Verilen Tavizler
Rauf Orbay’ın ölmeden önce söylediği gibi zafer… zafer… diye tutturulmasaydı, belki de halkımızda bir Lozan şuuru oluşabilecekti. Kayıplarımıza içimiz sızlayacak, bu toprakları niye kaybettiğimizi sorgulayacak ve şuurumuzun bir kaplan gibi kayıplar üzerine hamle yapmasına kimse mani olamayacaktı. İşte bu yılki Lozan sezonu açılınca bilgi sefaletinin ülkede nasıl kol gezdiğini hep beraber görmüş olduk…
Solun Kemalizme Teslim Oluşu
Bugüne baktığımızda solun Kemalizm tarafından teslim alındığını hayretle görüyoruz. Peki bu anlaşılması mümkün olmayan ideolojilerin yapışık ikizlere dönüştürülmesi ameliyatını hangi “doktor” yapmıştı?
“Tarihi Temizlemek Sahte Kahramanlardan”
Mustafa Kemal’in adını bile anmadığı Sabetayist Hasan Tahsin’in solcu ve Sabetayist gazeteciler eliyle nasıl kahramanlaştırıldığını Prof. Tuncer Baykara, Emniyet Genel Müd. Arşiv ve Dokümantasyon Dairesi eski Başkanı Eyüp Şahin, Doç. Turan Akkoyun ve araştırmacı-yazar Ertuğrul Düzdağ ile merhum Erdoğan Sorguç’un sorgulamalarından bütün tafsilatıyla öğreneceksiniz.
“Osmanlı Sömürmediği İçin Yıkıldı”
Bir nesil önceye kadar Osmanlılar Türkiye’nin ekseriyetini oluşturuyordu. Nitekim Orhan Gazi zamanında Selçuklu insanları çoğunlukta idi. Yahut da beylikler döneminin insanları. Demek ki tek başına Osmanlı diye bir kavram yok. Osmanlı, bu yoğunluğun kendi içinde şekilleşmesinden oluşmuş bir topluluktur. Ama ondan ayrı değildir.
Osmanlı, Kuruluşunu Bir İsyana Mı Borçlu?
Osmanlı Beyliği’nin kuruluşuyla ilgili yazdıkları Fernand Braudel’in sözünü ettiği tarihçi ‘seferberliği’nin ulaştığı nokta bakımından ilginçtir. En başta yerli ve yabancı yazılı kaynaklar, meslektaşlarının fazla itibar etmediği menakıbnameler, karşılaştırmalı tarihler, klasik kaynakların devreye sokulması ve her şeyden önce anlama yolunda sarf edilen emekler tüter o ‘ordu’ yoluna devam ederken…
Mezar Taşını Okuyamayan Tarihçiler “Yarattınız”
Akademik olarak (yanlış sayfa numaraları ve kaynakları birbirine karıştırmak gibi) fahiş hatalarla dolu ve “tezi” belli olmayan, özellikle sonuna usulen konulan iki belgede 49 okuma yanlışı tespit ettiğim malul “tez”in asıl tenkidine daha sonra gireceğim. Burada akademisyenimizin bir mezar taşındaki talik kitabeyi bile okuyamadığını teşhirle yetineceğim.
