Kategori: İslâm Tarihi

Mekke’nin Fethi’nden Osmanlı’ya Miras Kalan Vicdan Kıblesi

Müslümanlık nedir?” diye soranlar, “Peygamber Efendimizi öldürmek üzere evinden çıkan Ömer’le, iki saat sonra evine dönen Hz. Ömer arasındaki farka baksınlar! Öldürmek üzere evden çıkan Ömer gaddar, nefret dolu, öfke küpü, incitici, kırıcı, yıkıcı, sevgisiz, bencil biriydi. İki saat sonra evine dönen Hz. Ömer (ra) ise halim selim, sevgi dolu, pak yürekli, yumuşak başlı, karıncayı […]

Türkiye Ve İslâm Âleminin Geleceği

Burada çok kısa bir sûrette tahlîl etmeye çalıştığımız bu gerçekler ve onların Dünya’nın geleceğine te’siri uzun uzadıya anlatılması gereken ehemmiyetli bir meseledir. Burada “Türkiye, İslâm Âlemi ve Siyonizm’in geleceği” ne dâir birkaç husûsu kısaca arz etmek istiyorum Gitgide dehhâmeleşen Siyonizm zulüm ve istismârının, tarihte bir çok ülkede ve pek çok kereler müşâhede edilegelmiş olduğu sûrette, […]

En Cömert İnsan Kimdir

Tarihçi -yazar Kadir Mısıroğlu, “Tarihte gelmiş-geçmiş en cömert insan Peygamber Efendimizdir” dedi. Beyazıt meydanında kitaplarını imzalarken sohbet imkanı bulduğumuz Kadir Mısıroğlu ile sohbetimiz şöyle sürdü: Efendim, cömert kimdir, cömertlik nedir? Önce cömertliki tarif eder misiniz? Cömertlik parayı, malı, hayırlı, iyi yerlere dağıtmaktan lezzet almaktır. İslamiyetin emrettiği yerlere seve seve vermektir. İyi huyların en yükseklerinden olup, […]

Hâce Nizâmülmülk’ün Diriltici Soluğu…

İsfahan’ın ara sokaklarında, neredeyse terk edilmiş gibi duran bir binanın önündeyiz. Eyvanın altındaki eski ahşap kapı sımsıkı kapalı. Birazdan, mütebessim çehreli bir adam sokağın başında beliriyor ve elindeki anahtarla kapıyı açıyor. Yol seviyesinden aşağı birkaç basamak iniyoruz. Küçük avlunun tam karşısında, turkuaz süslemeli zeminin ortasında mermer bir lahit duruyor. Yaklaşıyoruz. Kitabesi yok, ama mermer lahidin […]

Geride kalanların imtihanı

“Şehrin en uzak köşesinden bir adam koşarak geldi ve “Ey kavmim, peygamberlere tabi olun! Sizden hiçbir ücret talep etmeyen, kendileri de hidayet yolunda yürüyen kişilere uyun!” dedi…” (Yâsîn 20-21) Çoğumuzun ezberinde olan bu ayetlerde kendisinden söz edilen Habîb-i Neccâr, vaktiyle Antakya’da yaşamış bir dülgerdi. Toplumun ekseriyetinin aksine haramlardan sakınır, eline geçen paranın çoğunu fukaraya tasadduk […]

Dengeyi Bulmak

Dağıstan’ın Gimri köyüne, uzun ve zorlu bir yolculuğun ardından ulaşmıştık. İmam Şâmil’in doğduğu, çocukluğunu geçirdiği ve havasını soluduğu topraklardaydık nihayet. İlk izlenimlerim, hakkında okuduklarımı teyit ediyordu: İmam’ın çelik gibi karakterini ve işgale karşı direniş azmini, köyü çepeçevre kuşatan yalçın kayalıklarla örülü sarp dağlar şekillendirmişti. Gimri, coğrafyanın fıtrata tesirini en keskin biçimde hissettiğim yerlerden biri oldu. […]

Her Şey Bitmiş Gibiydi, Ama…

Hülâgû Han komutasındaki Moğol ordusunun, tam 13 gün süren bir kuşatmanın sonunda 10 Şubat 1258’de Bağdat’a girişi, tarihin dönüm noktalarından biriydi. Sonraki hafta boyunca, Abbâsîlerin eski görkemli başkenti, korkunç bir yıkıma ve yağmaya sahne oldu. Rivayetler muhtelif, ancak “yüz binlerce” insanın katledildiği, kütüphanelerin ateşe verildiği, taş üstünde taşın bırakılmadığı bir kıyımdan söz ediyoruz. Hülâgû’nun bizzat […]

Baybars’ın Şam’a Hediyesi: Zâhiriyye Medresesi

Şam’ın simgesi Emevî Camii’nin kuzey yönüne açılan avlu kapısından çıktığınızda, hemen solda kırmızı bir kubbe görürsünüz. Bu kubbenin altında “Şarkın en sevgili sultanı Salâhaddîn” yatar. İslâm dünyasının içeriden ve dışarıdan büyük krizlerle boğuştuğu bir zaman diliminde yaşayan Salâhaddîn-i Eyyûbî, 1187’de Kudüs’ü Haçlı işgalinden temizlemiş, ardından kıyamet sabahında yeniden uyanmak üzere, çok sevdiği Şam’ın koynunda son […]

Yukarı