Resmî tarih tezini hepimiz biliriz. Halk artık saltanatı istemiyordu; isyan edercesine bıkmıştı. Sonra rejim değiştiği gün adeta bayram etmişti(!)
Kısaca buydu yıllardan beri bize dayatılan böyle kabul etmemizi isteyen tarihî iddialar…
Şimdi burda ülkenin kurucusu kabul edilen Mustafa Kemal Paşanın kendisine bakalım. Ne diyor gazi paşa?

“Kansız ihtilaller muhkem olamaz; yani kalıcı olamaz. Biz de inkîlaplarımızı muhkem koyabilmek için yeterince kan döktük; yalnız savaş meydanlarında değil, Konya’da Yozgat’ta…”
Yani yeni rejimi istemeyenleri yokettik diyor. Şimdi hani millet cumhuriyete geçilince bayram ediyordu; rejimin değiştiği gün mutluluktan uçuyordu?

Aslında işin aslı hiç öyle değil. Yine Gazi Paşa’nın kendi deyimiyle nutkundada belirttiği gibi Meclis’in Ankara’ya taşınması ve Ankara’da açılmasında tek ve büyük bir görevi vardı: ‘Zorda olan Hilafet ve Saltanatı Kurtarmak’.
O Meclis nasıl olmuştu da kuruluş gerekçesinin aksine bir istikamet takip etmişti?

Yine Gazi’nin nutkuna müracaat edelim. O meşhur saltanatın kaldırılış konuşmasında buyuruyor ki:
“Saltanat hiç kimseye ilim icabıdır diye verilmez hakimiyet ve saltanat kuvvetle zorla alınır. Osmanoğulları da Türk milletinin hakimiyetine zorla tasallut etmişlerdir. Mevzu bahis bu mütecavizlere hadlerini bildirip hakimiyeti millete verecek miyiz vermeyecek miyiz mesele budur. Bu bir oldu bittidir; bu iş mutlaka olacaktır. Meseleyi bu minvalde kabul ederseniz iyi olur aksi halde olanlar yine olacaktır; fakat ihtimalki bazı kafalar kesilecektir!”
Kelimesi kelimesine kendi sözleridir bunlar…
Şimdi yüzyıldır bize öğretilen öğretiye uygun mudur? Bu sözler veya kitabın ortasından konuşalım ülke kurmak bu mudur?
Kafa keserek tehdit etmek, yeterince kan dökmek ülke kurmak ise, ülke kuruldu diyelim. Yok böyle ülke kurmak olmaz diyorsanız gelin bunun adını koyalım!
Sizce bunun adı ne olmalı ne demeliyiz? İşin gerçeğinin adı Sabahattin Selek’in Anadolu İhtilali kitabında dediği gibi adıyla şanıyla bir darbedir!
Ama gelin görünki bunlar okul müfredatlarında asla ve katha öğretilmez tek kelimesinden bahsedilmez
Biz bişey uydurduk bunu böyle kabul edeceksiniz aksini kim konuşursa Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı ilan ederiz gibi bir öğreti var; aksini ne duymak nede görmek istiyorlar resmî tarih savunucuları.
Klasik bir söylem olacak ama; gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.
Aslında bu bilgiler zümrüd-ü anka kuşu değildir. Hepsini gözümüzün önünde bizzat kendi ağzından aktarmaya çalıştık. Kendi nutkuyla da çelişecek ulusalcılar varsa, ki var, umarım nasıl bir masalın içinde olduklarını idrak ederler.
