Lozan’ın siyah kaplı nüshalarının başına attığım tarihleri tanıştığımız gün kendisine gösterdiğim merhum Kadir Mısıroğlu’nun tepkisi, gülerek “Onları bana ver, sana yenilerinden vereyim!” olmuştu. Vermezdim; almazdı… Ama o gün şahsıma ettiği iltifatlar tanışıklığımızın 36 yıl önce başladığını lakin bitmediğini ve bitmeyeceğini teyide yaradı sadece. İnşallah bundan sonra da bitmeyecek…
Andımız’ın Mucidi Reşit Galip Kimdir?
Danıştay hukukîlik yerine yerindelik denetimine girerek yetkisini aşmış ve iktidarın iradesini yok saymıştı. Çünkü andımız gibi totaliter bir yemin metni ancak Komünist veya Faşist ideolojilerde mümkündü. Çünkü yeni Türkiye meşum bir Tek Parti dönemi uygulamasına dönmemeli, bu karanlık devrin defterini tamamen kapamalıydı.
Çünkü bu bir CHP andıydı ve bu zihniyet ideolojik olarak bu anddan nemalanıyordu.
Çünkü andı yazan Doktor Reşit Galip, Tek Parti devrinin sabıkalı bir şahsiyetiydi.
“Batının Dipnotu Olmayı Reddediyoruz!”
Bu tarih tasavvurunda biz yokuz; Batılı olmayan hiçbir toplum ve medeniyet yok. Bizler Batı tarihine eklenmiş birer küçük dipnot yahut detay olarak muamele görüyoruz. Bu haksızlığı neden kabul edelim?
Kır Zincirlerini Ayasofya!
Fatih Sultan Mehmed’in emaneti ve İstanbul’un Fethi’nin sembolü Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi açılıyor. Ayaklarım yollarda, aklım kalabalıkları yarıp da camiye nasıl vasıl olacağının planlarını iplere tespih gibi düzmekte, kalbim derseniz “Bütün bu sefil bahanelerden bana ne?” diyecek kadar Kızıl Elma’sına teksif olunmuş.
Cemil Meriç Hata Yapar Mı?
Geçenlerde Yücel dergisinin eski sayılarını karıştırırken Cemil Meriç’in bir yazısı dikkatimi çekti. Derginin Eylül 1946 tarihli 119. sayısında basılan “1944’te öldürülen Voltaire” adlı kitap eleştirisini okuduktan sonra, içimde bu metni yeniden yayınlama arzusu uyandı. Ne var ki, Cemil Meriç’in eleştirdiği Mukadderat çevirisine yakından bakınca gördüm ki, üstad alıntı yaptığı metni ya eksik ya hatalı ya da dikkatsizce aktarıyor, bilimsel […]
Düşünen Tarih
Bizde umumi bir hastalık gibidir: Tarihçiler malzemeleri üzerinde düşünmeyi, felsefeciler de tarih okumayı pek sevmez. Bu yüzden tarihçilerimiz muazzam bir felsefe laboratuvarı olan tarih platformu üzerine balyaları yığmaya çabalarken, aynı malzeme yığını, onları ayıklayıp değerlendirecek felsefe adamlarının lakaydisine toslar. Kaybeden biz oluruz. Felsefe tarihi derslerinde Leibniz monadolojisiyle, sonsuz ufaklar (infinitesimal) buluşu ile, mümkün dünyaların en […]
Yavuz Bahadıroğlu’na Veda
Cesaret bir tarihçide aranacak vasıflardan sayılmaz ama bu ülkede tarihçi cesur olmazsa söyleyecekleri boğazında düğümlenip kalır. Aynı şekilde güzel yazmak da tarihçiliğin olmazsa olmazlarından değildir ama müzmin okuma tembelliğimiz göz önünde bulundurulduğunda kalemin pırıltısı cezbeder okuru. Keza tarihi tatlı bir üslupla anlatmak da bir yazarın niteliklerinden değildir ama okumaktan çok dinlemeye meyyal bir toplumda güzel […]
Acılarla Dolu Bir Dönem…
5 Temmuz, her yıl Cezayir’de “bağımsızlık günü” olarak kutlanıyor. Bu vesileyle, biz de Derin Tarih olarak, Fransa’nın sömürgecilik sabıkasının ve Cezayir halkının yaşadıklarının üzerine güçlü bir projektör tutmaya karar verdik. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 30 Eylül 2021 akşamı Elysee Sarayı’nda Cezayir’in Bağımsızlık Savaşı sırasında Fransız ordusu saflarında savaşan askerlerin torunlarını ağırladı. Normal şartlarda bu davetin […]
Her Hikâye Tekrarlanır
İspanya’nın kuzeybatısındaki Salamanca eyaletinde bulunan 12 bin nüfuslu Bejar kasabası, her yıl haziran ayının ilk haftasında ilginç bir törene ev sahipliği yapar: Baştan aşağı yosunlar ve yeşil renkli ağaç liflerinden oluşan kıyafetler giymiş çok sayıda insan, sokaklarda yürüyerek bütün kasabayı kat eder. Yol kenarına, evlerin balkonlarına ve Bejar’ın küçük meydanına toplanan meraklıların ilgiyle izlediği bu […]
Bu İşin Sırrı Ne?
İngiliz tahtının ikinci sıradaki varisi Prens William, 2018’in Haziran ayında Kudüs’e bir seyahat gerçekleştirdi. Şehirdeki bütün dinî mekânları ziyaret eden William, gittiği her yerde büyük bir coşkuyla karşılandı. Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler kendisine hürmet ve muhabbet izharında bulunurken, Prens de Kudüs’ün gerektirdiği hiçbir dinî ritüeli ihmal etmedi. Filistin’in bugün içinde bulunduğu kaos ve karmaşadan birinci […]
