Kategori: Osmanlı Tarihi

Kûtu’l-Amâre Kahramanlarını İngiltere Değil, Cumhuriyet Cezalandırdı

Hem ABD’nin umurunda mıydı İngilizleri yendiğimiz zafer? Asıl dert İngilizlere düşüyordu. Onlar değil miydi 1939’da parasını ödediğimiz Muavenet-i Milliye adlı muhribimizi harpte kullanıp eskittikten sonra 1946 yılında törenle bize teslim edenler… Hem de İsmet Paşa ve Şükrü Saracoğlu’nun İstiklal madalyalarını takarak (!) katıldıkları resmî bir törenle.

Sultan Vahidüddin’in Kur’an’ın Basılmasını Yasakladığı Yalanı

Maalesef tarihe belgeleri eğip bükerek istediğini söyletme vak’alarının sayısı zannettiğimizden çok daha fazla. Hatta bu gayretkeşlik “iyi” diye bildiğimiz tarihçilerin kitap ve yazılarında dahi zaman zaman karşımıza çıkabiliyor. Bu durumda hakkında çatla patla bir buçuk sayfalık bilgi bulunan bir tarihî kişilik hakkında yüzlerce saatlik dizi film çıkaran senaristlere şaşmamak gerek. Mesela Sultan II. Abdülhamid’in sözde […]

Sultan Abdülhamid’in Vefatı

Şair ve merhum Sultan’ın cenazesini evlerinin pencerelerinden gören kadınlar tabutunun arkasından “Bizi bırakıp da nerelere gidiyorsun?” diye hazin hazin feryad u figan ediyorlardı. Sevgili oğlu Şehzade Burhaneddin ise “Bir daha böyle bir hükümdarı bulamayacaklarını” Beylerbeyi Sarayı’nın boş odalarında İttihatçıların yüzlerine haykırıyordu.

Fetretten Fethe Hangi Ruhla Yürüdük?

Düşünün, savaş henüz bitmemiş ve başkomutan da olan devlet başkanı harp meydanında öldürülmüş. Panik an meselesi… Her şey bitebilir… Lakin “devlet aklı” o tarihte bile o derece gelişmiş durumda ki Osmanlı’da, hemen Yıldırım Bayezid çadıra çağrılıp kendisine biat edilir ve zafere kadar dışarıya bilgi sızdırılmaz. Başka herhangi bir devleti köklerinden sarsacak bu yaman kriz, yalnız Kosova’da ve Balkanlarda değil, Osmanlı Devleti’nin Anadolu topraklarında da yeni bir atılımın işaret fişeği olur.

Sultan Abdülhamid’i Tahttan Nasıl İndirmişlerdi?

Öylesine kuşatılmıştır ki etrafı, bırakın kendisine kahve ikramını, aç biilaç vaziyetteki çoluk çocuğuna ekmek, bebeklere mama bile bulamamaktadır. 33 sene eteğinin bir ucu Adriyatik’te, öbürü Basra Körfezi’nde serili bir imparatorluğu kurtlara yem etmemek için gece gündüz demeden çırpınmış olan Sultan Abdülhamid şimdi kendi evladı gözüyle baktığı asker kılıklı eşkıya sürüsü tarafından sanki düşman bir devletin başı imiş gibi muhasara ve tazyik edilmektedir.

Yukarı