Sultan II. Murad’ın tahttan feragat edip yerine 12 yaşındaki oğlu Şehzade Mehmed’i geçirmesi ve “Bundan gerü padişahunuz budur, göreyim sizi itaat üzere olasuz” demesi, pek çok “devletlü”nün itirazıyla karşılanmıştı. Hele Sadrazam Çandarlı Halil Paşa… Çandarlı deyip geçmek olmaz! Zira Anadolu’nun en tanınmış ailelerindendi Çandarlı ailesi. Ayrıca çok zengindi. . Âşık Paşazade anlatıyor: “Sultan II. Murad’a, […]
Şah’ın Yayını Çözdü, Sadrazamlığa Yürüdü
13. asrın son yıllarında Bitinya bölgesindeki Bizans tekfurları, mertçe yenemedikleri Osman Gazi ve arkadaşlarını kalleşçe yenmeye karar verip bir plan yaptılar. Buna göre, Belacoma (Bilecik) Tekfuru’nun oğlu ile Yarhisar Tekfurunun kızı Holofira’nın düğünlerine Osman Gazi de davet edilecek, tam yemek esnasında arkadan hançerlenip katledilecekti. Başsız kalan Türkmenler dağılacak ve böylece bölge onlardan temizlenecekti. Düğün Belacoma […]
Kanatlı Osmanlılar Geliyor!
Tarih 1529. Mohaç Meydan Muharebesi kazanılmış, Macaristan’ın başkenti Budin ele geçirilmiş. “Dünya bir padişaha çok ama iki padişaha az gelir” sözüyle meşhur cennetmekân Yavuz Sultan Selim Han oğlu Kanuni Sultan Süleyman Han’a bu başarı dahi yetmemiş, Almanya’nın o zamanki başkenti Beç’e (Viyana) yürümüştü. Kapıkulları şakalaşarak yorgunluk atarken Viyana gözlerinin önünde belirdi. Belirir belirmez de adına […]
Acılarla Dolu Bir Dönem…
5 Temmuz, her yıl Cezayir’de “bağımsızlık günü” olarak kutlanıyor. Bu vesileyle, biz de Derin Tarih olarak, Fransa’nın sömürgecilik sabıkasının ve Cezayir halkının yaşadıklarının üzerine güçlü bir projektör tutmaya karar verdik. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 30 Eylül 2021 akşamı Elysee Sarayı’nda Cezayir’in Bağımsızlık Savaşı sırasında Fransız ordusu saflarında savaşan askerlerin torunlarını ağırladı. Normal şartlarda bu davetin […]
Hâce Nizâmülmülk’ün Diriltici Soluğu…
İsfahan’ın ara sokaklarında, neredeyse terk edilmiş gibi duran bir binanın önündeyiz. Eyvanın altındaki eski ahşap kapı sımsıkı kapalı. Birazdan, mütebessim çehreli bir adam sokağın başında beliriyor ve elindeki anahtarla kapıyı açıyor. Yol seviyesinden aşağı birkaç basamak iniyoruz. Küçük avlunun tam karşısında, turkuaz süslemeli zeminin ortasında mermer bir lahit duruyor. Yaklaşıyoruz. Kitabesi yok, ama mermer lahidin […]
Fethi Yeniden Düşünmek
Giderek daha sık duymaya başladığımız, “fetihler çağı”nın artık mazide kaldığına dair iddialı cümleler, bir yandan dünyanın -sözüm ona- “modern” hâle geldiğini vurgularken, diğer yandan bizatihi “fetih” kelimesinin kendisini itham altında bırakır. Oysa tarihe ve coğrafyaya konan ilahî yasalar bağlamında, güç mücadelelerinin mantığı ve çerçevesi hiç değişmediğinden, fetih mefhumu da çağlar üstü bir canlılığa sahiptir. Bu […]
Tesadüfe Yer Yok
Ortadoğu-Akdeniz-Afrika üçgeninde dengeleri tümüyle değiştiren Süveyş Kanalı’nı ele alıp, bu uluslararası projenin bütün boyutlarına eğilmeye çalıştık. O dönemde İngiltere, Fransa ve Osmanlı İmparatorluğu’nun rekabet sahalarından biri olan Mısır, bugün de eski öneminden hiçbir şey kaybetmeden, gündemdeki yerini korumaya devam ediyor çünkü. Günümüzde yaklaşık 1,5 milyonluk bir nüfusa sahip olan Mısır’ın İsmâiliyye şehri, 1863’te Süveyş Kanalı’nın […]
Geride kalanların imtihanı
“Şehrin en uzak köşesinden bir adam koşarak geldi ve “Ey kavmim, peygamberlere tabi olun! Sizden hiçbir ücret talep etmeyen, kendileri de hidayet yolunda yürüyen kişilere uyun!” dedi…” (Yâsîn 20-21) Çoğumuzun ezberinde olan bu ayetlerde kendisinden söz edilen Habîb-i Neccâr, vaktiyle Antakya’da yaşamış bir dülgerdi. Toplumun ekseriyetinin aksine haramlardan sakınır, eline geçen paranın çoğunu fukaraya tasadduk […]
Bir Aşinalık Daveti
Hâfız Ahmed Paşa’nın yerine 1609’da kaptân-ı deryâ olarak tayin edilen Kayserili Halil Paşa, aynı yıl içinde Akdeniz’deki ilk büyük seferine çıkmıştı. Donanma Sakız’a ulaştığında, Malta kalyonlarının Kıbrıs açıklarında görüldüğü haberi geldi. İlk istikameti Kıbrıs olarak belirleyen Osmanlı deniz kuvvetleri, düşman gemilerinin peşine düştüyse de bir netice elde edemedi. Sonraki gün yaşanan şiddetli çarpışmalar ise, Osmanlı […]
Ne Söylense Az Gelir
“Bütün hayatında rüyasını gördüğü iki seyahat var ki, bunları yapamayacak: Hindistan ve İspanya seyahatleri. Bir mektupta, bu iki seyahatten sonra neler yazacağını okuyoruz: ‘… Nasip olursa, nisan içinde İspanya’ya giderek “Elhamra” harabesini görmek, sonra İstanbul’a gelmek gibi tasavvurlarda bulunuyorum. Zannederim, çok iyi bir şey olacak. Meşhûdâtımı yazar, bir manzume vücuda getiririm. Bir Müslüman şairi için […]
