Kategori: Osmanlı Tarihi

Taht Yolunda Baht Savaşı Kaçınılmazdır!

Fatih Sultan Mehmed vefat edince, Şehzade Bayezid, “Sultan II. Bayezid” olarak 34-35 yaşında atalarının tahtına geçti. Fatih’in küçük oğlu Şehzade Cem ise henüz 22 yaşındaydı. Hemen isyan bayrağını çekti: “Padişah menem, zira sefere gittikte cennetmekân pederim, devletin tahtıyla bahtını bana ısmarladı.” Ama kader arzularımız istikametinde tecelli etmez. Özellikle şehzadelerin kaderi genelde acılıdır. Üç-beş şehzadenin içinden […]

Keramet Eseri Kıblesi ve Saat Ayar Merkezi Oldu

Bayezid Camii inşaatı beş yılda bitmiş, çift minareli muhteşem eser bütün haşmetiyle ortaya çıkmıştı. O gün açılışı yapılacak, Cuma namazı Bayezid Han’ın iştirakıyla kılınacaktı. Meydana insan seli akıyordu. Bizans’ın “Theodosius Forumu” olarak isimlendirdiği alan hınca hınç dolmuştu. Gelenler muhteşem eser karşısında hayranlıklarını ifade edecek söz bulmakta zorlanıyorlardı. Dilden dile yürekleri ürperten bir hikâye dolaşıyordu: “Sermimar […]

Padişahtan Dalkavuklara Taviz Yok!

Osmanlı sarayında “müsahip” (sohbet edilen kişi) vardı,“nedim” (arkadaş) vardı… Bunlar zeki insanlardan seçilir, padişahla yarenlik eder, bir nevi ona “danışmanlık” yaparlardı. Bir de “maskara”, “karavaş”, hatta düpedüz “dalkavuk” adıyla anılan kişiler vardı ki, işleri güçleri devlet umurundan gına getiren padişahı güldürmek, memnun ve mutlu etmekti. Görev icabı padişahın hoşuna gidecek şakalar, taklitler, şaklabanlıklar yapar, onu […]

Bir Devlet Osmanlı Bir Şehri İstanbul Yapan O Mukaddes Ay

Osmanlı asırlarında, tıpkı şimdi olduğu gi­bi, bütün şehir ve köylerde coşkuyla karşılanırdı. Dö­nemin şartlarından kaynaklanan ba­zı farklarla birlikte… Mesela Ramazana 10-15 gün ka­la alışverişe çıkılır, makarnalar kesi­lir, iştah açıcı turşular kurulur, kiler Ramazanlıklarla doldurulurdu. Son­ra çamaşırlar yıkanır, ev köşe bucak süpürülür, tahtaları fırçalanır, sultan misafirliğe gelecekmiş gibi hazırla­nırdı. Bir anlamda gelmesi beklenen bir sultandı Ramazan […]

Fatih Yürekli İnsan Yetiştirmek

Şehzâde Mehmed Edirne’deki “Hünkâr Evi”nde dünyaya geldiği zaman, onu sıra­dan bir şehzâde olmaktan çıkarıp çağları kucaklayacak bir fatih yapacak temel şart­ların hemen hemen tamamı hazırdı. Ona, asırla­rın gayretiyle hazırlanmış sihirli iksiri yudumla­yıp hazmetmek, zamanla bunlara Allah vergisi dehâsını katıp kendini ve çağını aşmak kalıyor­du. Çok çalışmalı, çabuk öğrenmeli, vaktinden önce her bakımdan büyüyüp muhteşem fetih […]

İstanbul’u Fethettiren Büyük Hayallerin Mimarı

Sultan II. Murad’ın tahttan feragat edip yerine 12 yaşındaki oğlu Şehzade Mehmed’i geçirmesi ve “Bundan gerü padişahunuz budur, göreyim sizi itaat üzere olasuz” demesi, pek çok “devletlü”nün itirazıyla karşılanmıştı. Hele Sadrazam Çandarlı Halil Paşa… Çandarlı deyip geçmek olmaz! Zira Anadolu’nun en tanınmış ailelerindendi Çandarlı ailesi. Ayrıca çok zengindi. . Âşık Paşazade anlatıyor: “Sultan II. Murad’a, […]

Şah’ın Yayını Çözdü, Sadrazamlığa Yürüdü

13. asrın son yıllarında Bitinya bölgesindeki Bizans tekfurları, mertçe yenemedikleri Osman Gazi ve arkadaşlarını kalleşçe yenmeye karar verip bir plan yaptılar. Buna göre, Belacoma (Bilecik) Tekfuru’nun oğlu ile Yarhisar Tekfurunun kızı Holofira’nın düğünlerine Osman Gazi de davet edilecek, tam yemek esnasında arkadan hançerlenip katledilecekti. Başsız kalan Türkmenler dağılacak ve böylece bölge onlardan temizlenecekti. Düğün Belacoma […]

Kanatlı Osmanlılar Geliyor!

Tarih 1529. Mohaç Meydan Muharebesi kazanılmış, Macaristan’ın başkenti Budin ele geçirilmiş. “Dünya bir padişaha çok ama iki padişaha az gelir” sözüyle meşhur cennetmekân Yavuz Sultan Selim Han oğlu Kanuni Sultan Süleyman Han’a bu başarı dahi yetmemiş, Almanya’nın o zamanki başkenti Beç’e (Viyana) yürümüştü. Kapıkulları şakalaşarak yorgunluk atarken Viyana gözlerinin önünde belirdi. Belirir belirmez de adına […]

Bir Mazlum Pâdişâh: Sultan II. Abdülhamid

ÖNSÖZ Birtakım fevkalâdelikleri kullanarak milletlerin hayatında derin değişikliklere âmil olanlar, hemen hemen dâima tarihi, kendilerine mahsus birtakım temel umdelerle (prensiplerle) yeniden değerlendirerek zuhûrlarının bir nevî gerekçesini ortaya koyarlar. Böylece gûyâ yaptıklarının doğruluk ve haklılığını geniş kitlelere kabul ettirmek isterler ki; bir propaganda mahsûlü olan bu değerlendirmeler, ekseriyâ eskiyi kötülemek tarzında vâkî olur. Dünya’da her milletin […]

Fethi Yeniden Düşünmek

Giderek daha sık duymaya başladığımız, “fetihler çağı”nın artık mazide kaldığına dair iddialı cümleler, bir yandan dünyanın -sözüm ona- “modern” hâle geldiğini vurgularken, diğer yandan bizatihi “fetih” kelimesinin kendisini itham altında bırakır. Oysa tarihe ve coğrafyaya konan ilahî yasalar bağlamında, güç mücadelelerinin mantığı ve çerçevesi hiç değişmediğinden, fetih mefhumu da çağlar üstü bir canlılığa sahiptir. Bu […]

Yukarı