Kategori: Mustafa Armağan

Gerçek Tarih Peşinde 100 Aylık “Gaza”

Yakın tarihimiz büyük ölçüde karanlıkta bırakılmış ve bu belirsizlikten istifade edenler menfaatlerine uygun bir tarih yazmışlardı.

Bu sahte tarihin kendini efendi ilân etmesine ve devleti arkasına alarak potansiyel tarihleri yutmasına itiraz ediyorduk. Mendilimizden gelen “sesleri” yakalayıp bugüne ve istikbale kayıt düşmekti derdimiz.

Cemil Meriç Hata Yapar Mı?

Geçenlerde Yücel dergisinin eski sayılarını karıştırırken Cemil Meriç’in bir yazısı dikkatimi çekti. Derginin Eylül 1946 tarihli 119. sayısında basılan “1944’te öldürülen Voltaire” adlı kitap eleştirisini okuduktan sonra, içimde bu metni yeniden yayınlama arzusu uyandı. Ne var ki, Cemil Meriç’in eleştirdiği Mukadderat çevirisine yakından bakınca gördüm ki, üstad alıntı yaptığı metni ya eksik ya hatalı ya da dikkatsizce aktarıyor, bilimsel […]

“Osmanlı’nın Yıkılmasının Sebebi Kavmiyetçilik Mikrobunun Bulaştırılmasıdır!”

Mehmet Önder: Kavmiyetçiliği bir zehir olarak tanımlıyorsunuz. Türkçülük davası güdenlerin pek çoğu Türk değildi notunu da düşüyorsunuz. Eğer böyle bir tespitte bulunursak bu işin altında çok daha farklı meseleler var demektir, değil mi? Teoman Duralı: Ya siyasî bir hinlik vardır. Burada ben kötü bir niyet ararım. Başka olaylarda da bir kompleks, bir hastalık vardır. O millete […]

Düşünen Tarih

Bizde umumi bir hastalık gibidir: Tarihçiler malzemeleri üzerinde düşünmeyi, felsefeciler de tarih okumayı pek sevmez. Bu yüzden tarihçilerimiz muazzam bir felsefe laboratuvarı olan tarih platformu üzerine balyaları yığmaya çabalarken, aynı malzeme yığını, onları ayıklayıp değerlendirecek felsefe adamlarının lakaydisine toslar. Kaybeden biz oluruz. Felsefe tarihi derslerinde Leibniz monadolojisiyle, sonsuz ufaklar (infinitesimal) buluşu ile, mümkün dünyaların en […]

Her Yönü Ayrı Bir Destandır Sultanımızın

Sultan II. Abdülhamid’in bundan 130-140 sene evvel benzer hücumlar karşısında neler yaptığını bugünün sancısını dindirmek maksadıyla hatırlamaya karar verdik. Sultanımızın de Bornier adlı tiyatrocunun sahnelemek istediği Mahomet adlı piyesini Fransa’da olduğu kadar İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde de nasıl engellediğini okuyunca sizin de bizim gibi ‘bu millet bir insanı kolay kolay bu kadar sevmez’ diyeceğinizden eminiz.

Milletimizin feraseti tartışılmaz ama aydınlarımız da keşke ona ayak uydurabilselerdi…

Kâzım Karabekir Paşa Hakkında Bazı Belgeler

Dergimizin ilk sayısı Nisan 2012 tarihinde yelkenlerini açarken kapağımızda Kâzım Karabekir Paşa boy gösteriyordu. Manşette şu iddiasına yer verilmişti: Kâzım Karabekir açıklıyor! “19 Nisan 1919’da Trabzon’a çıktım”. Dile kolay 9 yıl geçti beraberce. Bu arada 2019 yılından itibaren Karabekir Paşa’nın kitapları, üzerindeki telif hakkı kalktığı için farklı yayınevlerinden neşrediliyor. Bu gelişme de vaktiyle ağzına susturucu […]

Yavuz Bahadıroğlu’na Veda

Cesaret bir tarihçide aranacak vasıflardan sayılmaz ama bu ülkede tarihçi cesur olmazsa söyleyecekleri boğazında düğümlenip kalır. Aynı şekilde güzel yazmak da tarihçiliğin olmazsa olmazlarından değildir ama müzmin okuma tembelliğimiz göz önünde bulundurulduğunda kalemin pırıltısı cezbeder okuru. Keza tarihi tatlı bir üslupla anlatmak da bir yazarın niteliklerinden değildir ama okumaktan çok dinlemeye meyyal bir toplumda güzel […]

Geçmiş Geçmemiştir!

Osmanlı, İnsanlığın Son Adası adlı kitabımda şöyle yazmıştım: “Geçmiş, iki açıdan geçmemiştir. Bir: Sürekli olarak yeniden keşfedilmektedir. Bu yüzden tarih bilgisinde ‘son’ (the end) yoktur. İki: Geçmiş, yakın geçmişte kurulu olarak bize intikal ettiği için, yani Avrupa merkezli olarak ve ilerlemeci ideoloji canibinden yazıldığı için, bu ideolojinin tarihin yüzüne geçirdiği maskeleri indirme mücadelesi devam edeceğinden geçmemiştir. […]

Yukarı