Yazar: Ahmed

Sultan Abdülhamid’in Vefatı

Şair ve merhum Sultan’ın cenazesini evlerinin pencerelerinden gören kadınlar tabutunun arkasından “Bizi bırakıp da nerelere gidiyorsun?” diye hazin hazin feryad u figan ediyorlardı. Sevgili oğlu Şehzade Burhaneddin ise “Bir daha böyle bir hükümdarı bulamayacaklarını” Beylerbeyi Sarayı’nın boş odalarında İttihatçıların yüzlerine haykırıyordu.

27 Mayısçılar Ellerinden Gelse Ezanı Yeniden Türkçe Okutacaklardı

1932-1950 arasında CHP iktidarı tarafından icra edilen ezan zulmü 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra da canlandırılmak istenmişti. Ezan-ı Muhammedî tam 18 yıllık ‘gurbet’ veya mahpusluk döneminin ardından yeniden Türkiye ufuklarında çınlamaya başladıktan sonra dahi Türkçe ezana dönmek için uğraşan habis ruhlular hep var oldu.

Fetretten Fethe Hangi Ruhla Yürüdük?

Düşünün, savaş henüz bitmemiş ve başkomutan da olan devlet başkanı harp meydanında öldürülmüş. Panik an meselesi… Her şey bitebilir… Lakin “devlet aklı” o tarihte bile o derece gelişmiş durumda ki Osmanlı’da, hemen Yıldırım Bayezid çadıra çağrılıp kendisine biat edilir ve zafere kadar dışarıya bilgi sızdırılmaz. Başka herhangi bir devleti köklerinden sarsacak bu yaman kriz, yalnız Kosova’da ve Balkanlarda değil, Osmanlı Devleti’nin Anadolu topraklarında da yeni bir atılımın işaret fişeği olur.

Hepimiz Âsım’ız!

Çanakkale’de, Âkif’in “Âsım’ın Nesli” adını verdiği gencecik vatan evlatlarının kanlarıyla yazdıkları muhteşem destanı, Gelibolu’dan binlerce kilometre uzakta ama adeta şehitlerin ruhlarıyla birer birer görüşerek tabii mürekkeple ve ama gözyaşlarıyla da ak kâğıdın damarlarına enfes bir sülüs kitabe gibi kazımış bulunuyor Millî Şairimiz.

Zafersiz Kahraman: İnönü

“Askerlik hayatında komutan olarak hiçbir savaşı kazanamamış olan İsmet İnönü tarih kitaplarımızda yere göğe sığdırılamazken, girdiği bütün savaşları kazanmış olan Kâzım Karabekir nedense birkaç satırla geçiştirilir. O adeta yok hükmündedir.” Bir ara Ülke TV’de Sıradışı Tarih programını beraber yaptığımız Turgay Güler’in bir programdaki sorusuna yukarıdaki cevabı verince “Vayyy, kahraman Paşamız İnönü’nün savaşlarındaki dehasını inkâr etmek […]

Sultan Abdülhamid’i Tahttan Nasıl İndirmişlerdi?

Öylesine kuşatılmıştır ki etrafı, bırakın kendisine kahve ikramını, aç biilaç vaziyetteki çoluk çocuğuna ekmek, bebeklere mama bile bulamamaktadır. 33 sene eteğinin bir ucu Adriyatik’te, öbürü Basra Körfezi’nde serili bir imparatorluğu kurtlara yem etmemek için gece gündüz demeden çırpınmış olan Sultan Abdülhamid şimdi kendi evladı gözüyle baktığı asker kılıklı eşkıya sürüsü tarafından sanki düşman bir devletin başı imiş gibi muhasara ve tazyik edilmektedir.

19 Mayıs Neden Gençlik ve Spor Bayramı Olarak Kutlanıyor?

23 Nisan’ı Mustafa Kemal’in çocuklara armağan ettiği de ideolojik bir köpürtme ve gözboyamacılıktan başka bir şey değildir.

Üstelik bu bayram, kısa bir süre sonra amacından sapmış, başlangıçta İstiklal Harbi şehit ve gazi yetimlerinin yararına Himaye-yi Etfal Cemiyeti tarafından düzenlenen bir kutlama iken (güzel elbise giydirilerek yetimlerin sevindirilmesi amaçlanmıştı) kısa sürede çocuklar üzerinden büyüklerin servet ve makamlarını ilan etme yarışına dönüşmüştür.

Kadir Mısıroğlu Neyi Başardı?

Lozan’ın siyah kaplı nüshalarının başına attığım tarihleri tanıştığımız gün kendisine gösterdiğim merhum Kadir Mısıroğlu’nun tepkisi, gülerek “Onları bana ver, sana yenilerinden vereyim!” olmuştu. Vermezdim; almazdı… Ama o gün şahsıma ettiği iltifatlar tanışıklığımızın 36 yıl önce başladığını lakin bitmediğini ve bitmeyeceğini teyide yaradı sadece. İnşallah bundan sonra da bitmeyecek…

Lozan ve Sonrasında Yunanistan’a Verilen Tavizler

Rauf Orbay’ın ölmeden önce söylediği gibi zafer… zafer… diye tutturulmasaydı, belki de halkımızda bir Lozan şuuru oluşabilecekti. Kayıplarımıza içimiz sızlayacak, bu toprakları niye kaybettiğimizi sorgulayacak ve şuurumuzun bir kaplan gibi kayıplar üzerine hamle yapmasına kimse mani olamayacaktı. İşte bu yılki Lozan sezonu açılınca bilgi sefaletinin ülkede nasıl kol gezdiğini hep beraber görmüş olduk…

Yukarı